“Kehf” Mağara anlamındadır..

Tef­sir Riva­yete Göre Kehf sure­si­nin iniş sebebi:

Mekke döne­minde inmiş­tir. 28. âye­tin Medine döne­minde indiği de riva­yet edil­miş­tir. 110 âyet­tir. Sûre, adını; ilk defa doku­zuncu âyette olmak üzere, bir­kaç yerde geçen “kehf” keli­me­sin­den almış­tır. Kehf, mağara demek­tir. Sûrede temel konu ola­rak, inanç­ları sebe­biyle öldü­rül­mek­ten kur­tul­mak için bir mağa­raya sığı­nan genç­le­rin muci­zevi hal­leri, ayrıca Hz.Mûsâ ile Zül­kar­neyn konu edilmektedir.

( Ayet 6. ) Demek sen, bu söze (Kur’an’a) inan­maz­larsa, arka­la­rın­dan üzü­le­rek âdeta ken­dini tüketeceksin!

Bu âyet başta inanç ve ahlâk alan­ları olmak üzere her yönüyle çökün­tüye uğra­mış bulu­nan insan­lık adına son derece üzü­len Hz. Peygamber’i teselli etmek­te­dir. Şuarâ sûre­si­nin 3. âyeti ile Hicr sûre­si­nin 97. âyeti de aynı özel­lik­teki âyetlerdir.

( Ayet 9. )  Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delil­le­ri­miz­den sandın?

Kehf” mağara ve dağ­la­rın için­deki deh­liz demek­tir. “Rakîm” ise âyette söz konusu edi­len mağa­raya konu­lan kita­be­dir. Bazı bil­gin­lere göre rakîm, mağa­raya sığı­nan genç­le­rin men­sub olduğu köyün veya ken­tin adı­dır. Rakîm, yük­sek dağ ve tepe anla­mına da gel­mek­te­dir. Bu âyette; Allah’ın, hay­ret uyan­dı­ran delil­le­ri­nin “Ashab-ı Kehf”ten iba­ret olma­dı­ğına, sürekli ola­rak ger­çek­leş­tik­leri için, sıra­dan işler­miş gibi algı­la­nan sayı­sız olay­la­rın da birer ilahi kud­ret gös­ter­gesi olduk­la­rına dik­kat çekilmektedir.

( Ayet 13.  )  Biz sana onla­rın haber­le­rini ger­çek ola­rak anla­tı­yo­ruz: Şüp­he­siz onlar Rab­le­rine inan­mış bir­kaç genç yiğitti. Biz de onla­rın hida­yet­le­rini artırmıştık.

Ashab-ı Kehf kıs­sa­sı­nın Bizans impa­ra­toru Decuis’in (Dekyanus’un) dev­rine ait olduğu riva­yet edilmektedir.

( Ayet 16.  ) (İçle­rin­den biri şöyle dedi:) “Madem ki onlar­dan ve Allah’tan baş­ka­sına tap­makta olduk­la­rın­dan yüz çevi­rip ayrıl­dı­nız, o halde mağa­raya çeki­lin ki, Rab­bi­niz size rah­me­tini yay­sın ve içinde bulun­du­ğu­nuz durumda yarar­la­na­ca­ğı­nız şey­ler hazırlasın.”

Ashab-ı Kehf, bu konuş­ma­dan sonra uykuya dal­mış­lar­dır. Bun­dan son­raki âyet­ler onla­rın uyku­daki hal­le­rini tas­vir etmektedir.

( Ayet 29.  )  De ki: “Hak, Rab­bi­niz­den­dir. Artık dile­yen iman etsin, dile­yen inkar etsin.” Biz zalim­lere öyle bir ateş hazır­la­dık ki, onun alev­den duvar­ları ken­di­le­rini çepe­çevre kuşat­mış­tır. (Susuz­luk­tan) fer­yat edip yar­dım dile­dik­le­rinde, maden eri­yiği gibi, yüz­leri yakıp kavu­ran bir su ile ken­di­le­rine yar­dım edi­lir. O ne kötü bir içe­cek­tir! Cehen­nem ne kor­kunç bir yas­la­na­cak yerdir.

Bu âyette, ina­nıp inan­mama konu­sunda insan­la­rın tama­mıyla hür irade sahibi olduk­ları vur­gu­lan­mak­ta­dır. Yoksa, inan­ma­ma­nın bir sorum­lu­luk getir­me­ye­ceği kas­te­dil­miş değildir.

( Ayet 57.  ) Kim, ken­di­sine Rab­bi­nin âyet­leri hatır­la­tı­lıp da onlar­dan yüz çevi­ren ve elle­riyle yap­tı­ğını unu­tan­dan daha zalim­dir? Şüp­he­siz biz, onu anla­ma­ma­ları için, kalp­le­rine per­de­ler ger­dik, kulak­la­rına da ağır­lık­lar koy­duk. Sen onları hida­yete çağır­san da artık ebe­di­yen hida­yet bulamazlar.

Kalp­lere perde geril­me­si­nin, kulak­lara ağır­lık kon­ma­sı­nın sebebi insa­nın hak­tan yüz çevir­mesi, kal­bi­nin katı­la­şıp imanı kabul etme­mesi yani kişi­nin kendi eylemleridir.

( Ayet 65.  ) Der­ken kul­la­rı­mız­dan bir kul bul­du­lar ki, biz ona katı­mız­dan bir rah­met ver­miş, ken­di­sine tara­fı­mız­dan bir ilim öğretmiştik.

Âyette söz konusu edi­len kul, çoğun­lu­ğun görü­şüne göre Hızır (a.s.)’dır. Fakat Kur’an bu “kul”un kim oldu­ğun­dan söz etmemiştir.

( Ayet 73.  ) Mûsâ, “Unut­tu­ğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güç­lük çıkarma!” dedi.

Bu kıs­sada çeşitli hik­met ve mesaj­lar yanında öğretmen-öğrenci iliş­ki­leri ve sabırlı olmak konu­la­rında ilginç ve ibretli öğüt­ler de yer almak­ta­dır. Hoş­gö­rülü dav­ran­mak, bil­me­ye­rek yapı­lan hata ve kusur­lara karşı bağış­la­yıcı olmak, merak ve ilgi­nin aşırı nok­taya var­ma­ması, eği­tim adabı gibi konu­lar bun­lar­dan­dır. İrşat usulü ve din eği­timi konu­la­rında ihti­sas yapa­cak olan­lar, Kur’an’ın ter­biye ve teb­liğ metot­la­rıyla ilgili âyet­le­rin yoru­muna önce­likle eğilmelidir.

( Ayet 76,  )  Mûsâ, “Eğer bun­dan sonra sana bir şey hak­kında soru sorar­sam, artık benimle arka­daş­lık etme.

Müs­lim ve Ebû Dâvûd’un riva­yet ettiği bir hadis-i şerifte Hz.Peygamber, “Allah bize ve Mûsâ’ya rah­met etsin! Eğer sab­ret­seydi şaşı­la­cak şey­ler göre­cekti. Fakat o arka­da­şın­dan utandı” buyur­muş­tur. (Müs­lim, Fezâil, 172)

( Ayet 76,  )  Doğ­rusu, tara­fım­dan (dile­necek son) özre ulaş­tın (bu son özür dile­yi­şim)” dedi.

Âye­tin son cüm­lesi, “O tak­dirde beni terk etmekte mazur sayı­la­ca­ğın bir nok­taya ulaş­tın” şek­linde de ter­cüme edilebilir.

( Ayet 78.  ) Adam, “İşte bu bir­bi­ri­miz­den ayrıl­ma­mız demek­tir” dedi. “Şimdi sana sab­re­de­me­di­ğin şey­le­rin içyü­zünü anlatacağım.”

Âyet­lerde söz edi­len bu üç olay, insa­nın dünya haya­tında kar­şı­laş­tığı her işte, ilahi hik­met­le­rin nasıl tecelli etti­ğini gös­ter­mek­te­dir. Tabi­atta ortaya çıkan hiç­bir olay şer ola­rak nite­len­di­ri­le­mez. Her olayda mut­laka hayır hedef­len­miş­tir. Bun­lar­dan bazı­la­rı­nın zararlı ve şer gibi görün­mesi, kişi­nin kendi ira­de­sini kötüye kul­lan­ma­sın­dan kay­nak­lan­mak­ta­dır. Bu, kainatta işle­yen ilahi rah­meti gölgelemez.

( Ayet 94.  ) Dedi­ler ki: “Ey Zül­kar­neyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavim­ler) yer­yü­zünde boz­gun­cu­luk yap­mak­ta­dır­lar. Onlarla bizim ara­mıza bir engel yap­man kar­şı­lı­ğında sana bir vergi vere­lim mi?”

Ye’cüc ve Me’cücle ilgili ola­rak ayrıca bakı­nız: Enbiya sûresi, âyet, 96.

( Ayet 96.  ) “Bana (yete­rince) demir madeni

Kur’an’da “zübera’l-hadid” şek­linde geçen ibare “demir par­ça­ları”, “demir küt­le­leri” diye çevi­ril­miş ise de biz “demir madeni” diye çevir­meyi ter­cih ettik.

Kehf Sure­si­nin Meali; Ulu­dağ üni­ver­si­tesi islam Hukuku öğre­tim üyesi Prof . Dr. Hamdi DÖNDÜREN tara­fın­dan hazır­lan­mış­tır ve Ahmed Deniz tara­fın­dan oku­nup ses­len­di­ril­miş­tir. Oku­du­ğu­nuz Tef­sir Riva­yet bölümü Diya­net işleri baş­kan­lığı site­sin­den alın­mış­tır. Sesli Kehf sure­sini mp3 for­ma­tında Cep tele­fo­nu­nuza indi­re­bi­lir ayrıca Görün­tülü vide­osunu da bedava bil­gi­sa­ya­rı­nıza indirebilirsiniz. Cep Tele­fonu için MP3 For­ma­tında ücret­siz 15. Cüz indir.indir mp3 Kehf Suresi Meali Bil­gi­sa­yar için kali­teli For­matta bedava 15. Cüz indir.indir mp3 Kehf Suresi Meali

 

Bir Cevap Yazın

Name (*)

E-mail (*)

URI

Message

Kur'an-ı Kerim Mealini Nüzul (Vahiy , indiriliş) Sırasına göre Tek Seferde Eksiksiz Dinle.

Gelişmiş Rastgele Yazılar

Tags

Archives