“Tevbe” Tövbe anla­mın­da­dır.. Tef­sir Riva­yete Göre Tevbe sure­si­nin iniş sebebi: Son iki âyet hariç Medine döne­minde, Pey­gam­ber Efen­di­mi­zin irti­ha­line yakın bir zamanda inmiş­tir. 129 âyet­tir. Sûre adını, Allah’ın kul­la­rı­nın töv­be­sini kabul ede­ce­ğini bil­dir­diği 104. âyet­ten almış­tır. İlk âyette geçen “berâet” keli­me­sin­den dolayı sûreye Berâe sûresi adı da veril­miş­tir. Başında bes­mele olma­yan tek sûre­dir. Sûre­nin başına bes­me­le­nin yazıl­ma­mış olu­şunu bazı bil­gin­ler, onun bir önceki sûre­nin devamı mahi­ye­tinde oluşu ile açık­la­mış­lar­dır. Sûrede baş­lıca, yap­tık­ları ant­laş­ma­lara bağlı kal­ma­yan düş­man­larla iliş­ki­le­rin kesil­mesi, ant­laş­ma­lara bağlı kalan­lara karşı ise ant­laş­ma­lara bağlı kalın­ma­sı­nın gerek­li­liği; Kur’an’ın müs­lü­man­lar üze­rinde oluş­tur­duğu etki ve Hz. Peygamber’in müs­lü­man­lar adına duy­duğu endişe söz konusu edil­mek­te­dir. ( Ayet 3, ) Hacc-ı ekber gününde Haccı Ekber günü, İslâm bil­gin­le­ri­nin çoğun­lu­ğuna göre, hac gün­le­rin­den arefe günü ya da bay­ra­mın birinci günü­dür. Ancak arefe günü olması ihti­mali daha kuv­vet­li­dir. ( Ayet 25. )  Andol­sun, Allah bir­çok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yar­dım etmiş­tir. Hani, çok­lu­ğu­nuz size ken­di­nizi beğen­dir­miş, fakat (bu çok­luk) size hiç­bir yarar sağ­la­ma­mış, yer­yüzü bütün geniş­li­ğine rağ­men size dar gel­mişti. Niha­yet (bozu­la­rak) geri­sin geriye dönüp kaç­mış­tı­nız. Huneyn, Mekke’den Tâif’e giden yol­lar­dan biri üze­rinde, Mekke’ye yak­la­şık on mil uzak­lıkta yer alan bir vadi­nin adı­dır. Bu âyetle bir son­raki ayette, Mekke’nin fet­hin­den sonra (H.8) müs­lü­man­larla müş­rik Havâ­zin kabi­lesi ara­sında, bu vadide ger­çek­le­şen savaşa işa­ret edil­mek­te­dir. Bu savaşta müs­lü­man­la­rın sayısı düş­ma­nın­kin­den çoktu. Müs­lü­man­lar sayıca üstün­lük­le­rine güve­ne­rek savaş öncesi faz­laca emin ve rahat hare­ket edi­yor­lardı. Bu sebeple, Hava­zin­li­le­rin kur­duğu pusuya düş­tü­ler. İslâm ordu­su­nun büyük bir kısmı düzen­siz bir şekilde geri çekil­meye baş­ladı. Ancak, Hz. Peygamber’in ve sebat­kâr bir grup müs­lü­ma­nın gay­ret­le­riyle dağı­lan ordu­nun topar­lan­ması sağ­landı ve tek­rar hücum edi­le­rek zafer kaza­nıldı. ( Ayet 36, ) Şüp­he­siz Allah’ın gök­leri ve yeri yarat­tığı günkü yazı­sında, Allah katında ayla­rın sayısı on iki­dir. Bun­lar­dan dördü haram aylar­dır. Haram aylar, Cahi­liye devri uygu­la­ma­sına göre, hür­met edil­mesi gere­ken, savaş ve kan dökül­mesi yasak olan kamerî aylar demek­tir. Bu aylar­dan Zil­kâde on birinci, Zil­hicce on ikinci, Muhar­rem birinci ve Receb yedinci aydır. ( Ayet 37, ) Haram ayları erte­le­mek Kur’an’da “en-Nesî” diye ifade edi­len bu uygu­lama kısaca; Cahi­liye dev­rinde, kan dökül­mesi yasak olan dört aydan arka arkaya gelen Zilka’de, Zil­hicce ve Muhar­rem ayla­rın­dan biri­nin yerini yasak kap­sa­mına gir­me­yen bir başka ay ile değiş­ti­re­rek, yasak devre içinde sava­şıp kan döke­bi­le­cek­leri bir ara dönem oluş­tur­ma­ları uygu­la­ma­sı­dır. Yasak aylar uygu­la­ması İslam’da kal­dı­rıl­mış­tır. ( Ayet 37. )  , ancak inkarda daha da ileri git­mek­tir ki bununla inkar eden­ler sap­tı­rı­lır. Allah’ın haram kıl­dığı ayla­rın sayı­sına uygun geti­rip böy­lece Allah’ın haram kıl­dı­ğını helal kıl­mak için Haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayı­yor­lar. Onla­rın bu çir­kin işleri, ken­di­le­rine süs­le­nip güzel gös­te­rildi. Allah inkarcı top­lumu doğru yola ilet­mez. Doğru yol Kur’an’da apa­çık gös­te­ril­miş­tir. Âyette, ter­cih­le­rini sapık­lık­tan, inkar­dan yana kul­la­nan­la­rın, bu ter­cih­le­rine rağ­men doğru yola ile­til­me­ye­ceği, bir kural ola­rak ifade edil­mek­te­dir. Ben­zer diğer âyet­leri de böyle anla­mak gere­kir. ( Ayet 41, )  Gerek yaya ola­rak, gerek binek üze­rinde Âye­tin bu kıs­mına tef­sir bil­gin­le­rince, “Genç­ler ve yaş­lı­lar ola­rak”, “Siz kolay da gelse, zor da gelse” gibi çeşitli anlam­lar da veril­miş­tir. ( Ayet 78, )  Allah’ın, içle­rinde giz­le­dik­le­rini ve fısıl­tı­la­rını bil­di­ğini Âye­tin bu kısmı, “Allah’ın, içle­rinde giz­le­dik­leri ve giz­lice yap­tık­ları görüş­me­leri…” şek­linde de ter­cüme edi­le­bi­lir. ( Ayet 107. ) Bir de zararlı faali­yet­lerde bulun­mak, küfre yar­dım etmek, mü’minler ara­sına ayrı­lık sok­mak için ve öte­den beri Allah ve Resû­lüne karşı sava­şan­lara üs olsun diye bir mes­cit yapan­lar var­dır. Bun­lar, “Bizim iyi­lik­ten başka hiç­bir kas­dı­mız yok” diye de mut­laka yemin eder­ler. Ama Allah şâhit­lik eder ki bun­lar mut­laka yalan­cı­dır­lar. İslam tari­hinde “Dırâr Mes­cidi” diye bili­nen bir mes­cid, bazı müna­fık­larca, Kuba mes­cidi civa­rında; bu mes­cidi göz­den düşür­mek için inşa edil­mişti. Muna­fık­lar bu işe hıris­ti­yan bir rahip olan Ebû Âmir’in teş­vi­kiyle giriş­miş­lerdi. Ebû Âmir, Hz. Pey­gam­ber ile uzun müd­det savaş­tık­tan sonra Suriye’ye kaç­mıştı. Müna­fık­lar, Ebû Âmir’in bir ordu ile gelip müs­lü­man­larla savaş­ma­sını bek­li­yor­lardı. Yap­tık­ları bu mes­ci­din, müs­lü­man­ları böl­me­sini ve böy­lece ona yar­dım etmiş olmayı umu­yor­lardı. ( Ayet 112, ) Bun­lar, tövbe eden­ler, ibâ­det eden­ler, ham­de­den­ler, oruç tutan­lar “Oruç tutan­lar” şek­linde ter­cüme edi­len “es-Sâihûn” keli­mesi, “(Allah yolunda) seya­hat eden­ler” şek­linde de ter­cüme edi­le­bi­lir. ( Ayet 114, ) İbrahim’in, babası için af dile­mesi, sadece ona ver­diği bir söz yüzün­dendi Hz.İbrahim’in baba­sına ver­diği söz ile ilgili ola­rak bakı­nız: Mer­yem sûresi, âyet, 47; Şu’arâ sûresi âyet, 69–86; Müm­te­hine sûresi, âyet, 4. ( Ayet 118, ) Savaş­tan geri kalan üç kişi­nin de töv­be­le­rini kabul etti. Âyette sözü edi­len üç kişi Medi­neli müs­lü­man­lar­dan Ka’b b. Malik, Hilâl b. Ümeyye ve Murâra b. Rabi’dir. Bun­lar Tebük sefe­rine katıl­ma­yıp geride kal­mış­lardı. Hz. Pey­gam­ber Tebük’ten dönünce bun­larla konuş­ma­mış, ashap da onlar­dan yüz çevir­mişti. Bun­la­rın töv­be­le­ri­nin kabul edil­diği hükmü önce­ki­ler­den elli gün sonra ger­çek­leş­mişti. ( Ayet 122. ) (Ne var ki) mü’minlerin hepsi top­tan sefer­ber ola­cak değil­ler­dir. Öyleyse onla­rın her kesi­min­den bir grup da, din konu­sunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve dön­dük­leri zaman kavim­le­rini uyar­mak için geri kalsa ya! Umu­lur ki sakı­nır­lar. Tebük sefe­rin­den sonra Hz. Pey­gam­ber küçük bir bir­lik çıkar­mıştı. Sefer­den geri kalan­lar hak­kında inen âyet­le­rin de etkisi ile bu defa her­kes bu bir­liğe katıl­mış, din konu­sunda köklü bilgi sahibi olmak üzere meş­gul ola­cak kimse kal­ma­mıştı. Bu âyette, ilmin cihad kadar önemli oldu­ğuna, biri olma­dan öbü­rü­nün olma­ya­ca­ğına dik­kat çekilmektedir.

Tevbe Sure­si­nin Meali; Ulu­dağ üni­ver­si­tesi islam Hukuku öğre­tim üyesi Prof . Dr. Hamdi DÖNDÜREN tara­fın­dan hazır­lan­mış­tır ve Ahmed Deniz tara­fın­dan oku­nup ses­len­di­ril­miş­tir. Oku­du­ğu­nuz Tef­sir Riva­yet bölümü Diya­net işleri baş­kan­lığı site­sin­den alın­mış­tır. Sesli Tevbe sure­sini mp3 for­ma­tında Cep tele­fo­nu­nuza indi­re­bi­lir ayrıca Görün­tülü vide­osunu da bedava bil­gi­sa­ya­rı­nıza indirebilirsiniz. Cep Tele­fonu için MP3 For­ma­tında ücret­siz 11. Cüz indir.indir mp3 Tevbe Suresi Meali Bil­gi­sa­yar için kali­teli For­matta bedava 11. Cüz indir.indir mp3 Tevbe Suresi Meali

 

Bir Cevap Yazın

Name (*)

E-mail (*)

URI

Message

Kur'an-ı Kerim Mealini Nüzul (Vahiy , indiriliş) Sırasına göre Tek Seferde Eksiksiz Dinle.

Gelişmiş Rastgele Yazılar

Tags

Archives